Orman Kuşları geceleyin kendi şarkılarını söyler . Yakında..
Güneye Göçmekten Vazgeçen Kuşlar
13 Temmuz 2014 Pazar
22 Haziran 2014 Pazar
22 Şubat 2014 Cumartesi
Reng-i Sükun
Gölgemin büyüdüğü bir yerde altın sarısı başakların avuçlarımı kaşındırıp batan güneşe tekrar ve tekrar aşık kalabildikleri gibi aşıktım kalbimin kırılan taraflarına ve yürüdüğüm bu bomboş yola. Düşüncelerimle yargılanmadığım aksine kucaklandığım bahçeme doğru gidiyorum. Duygularımla kin nefret ve asilik işitmediğim aksine beni ölesiye bekleyen bahçeme doğru.. Değil döktüğüm dillerin boşa çıkması asla beni konuşturmayıp sadece bakışlarımdan dolayı benimle saatlerce konuşan, hiç bir şeyim kalmamasına rağmen rüzgârla tutulduğu eşsiz dansıyla bana en güzel melodileri armağan eden Rengim'e doğru gidiyorum... El sallayamıyorum size dostlarım, çünkü sadece ihtiyacınız olduğu kadar vardım. Şimdi ihtiyaçlarınızda yok geldiğim yerde... Bunun için özür dileyemiyorum kimseden. Sağ kolum canım sol yanım hepsini anılarınıza gömüyorum Eylül'de.. Yaprak dökümünü neden sevdiğimi anlarsınız belki...
19 Aralık 2012 Çarşamba
Pastel Uyanış ve Kalıntılar
..........................!.......!..........!...............!.......?....................:')..........................:').............................:').....................................................:'(...........
...Ölmedim mi ben? Nerdeyim? Yoksa yanıp kül olduğum bahçenin içinde gördüğüm bir uzunca bir düş mü bu? Kasıp kavrulan silüetler hatırlıyorum hüzün dolu anılarında. Dokunduğum sıcaklık şimdi uzaklaşıyor bana. Soğuyorum git gide , vücudum bedenim tenim soluyor! Ben mi sayıklıyorum? Bu seslenen?
"- Bu kalbin ücrasında ilk kucaklayış ilk sarılış sonsuz kokulu bir meltemdi.Sonra çekildi gözleri, elleri ,hisleri. Kendisi bile inanmadı. Hem inanmadı hemde kalbimi güney rüzgârlarına savurdu. Yağmurlar onsuz yağmaya başlamıştı çünkü. Sisli sokaklar onsuz kokmaya başlamıştı. Sarı ışıklar onun varlığında onu bana çok daha fazla özletiyordu. Bu benim gidişim miydi? Yoksa onun gidişi mi? Yoksa kötü bir rüya mı? Yoksa sen hiç mi yoktun?
Neyse ben çok susadım. Terlemişim. Sana çiçeklerini getirmeyi unutmadım değil mi bugün? Sürekli gözlerimin önünde duran ağlamaklı bakan gözlerine hasret kalmışım. Burda olduğunu söylesene baştan. Kimseye, kimselere gerek yok değil mi? Seni değil senimi kimseyle paylaşamam. Elveda Sen...
...Ölmedim mi ben? Nerdeyim? Yoksa yanıp kül olduğum bahçenin içinde gördüğüm bir uzunca bir düş mü bu? Kasıp kavrulan silüetler hatırlıyorum hüzün dolu anılarında. Dokunduğum sıcaklık şimdi uzaklaşıyor bana. Soğuyorum git gide , vücudum bedenim tenim soluyor! Ben mi sayıklıyorum? Bu seslenen?
"- Bu kalbin ücrasında ilk kucaklayış ilk sarılış sonsuz kokulu bir meltemdi.Sonra çekildi gözleri, elleri ,hisleri. Kendisi bile inanmadı. Hem inanmadı hemde kalbimi güney rüzgârlarına savurdu. Yağmurlar onsuz yağmaya başlamıştı çünkü. Sisli sokaklar onsuz kokmaya başlamıştı. Sarı ışıklar onun varlığında onu bana çok daha fazla özletiyordu. Bu benim gidişim miydi? Yoksa onun gidişi mi? Yoksa kötü bir rüya mı? Yoksa sen hiç mi yoktun?
Neyse ben çok susadım. Terlemişim. Sana çiçeklerini getirmeyi unutmadım değil mi bugün? Sürekli gözlerimin önünde duran ağlamaklı bakan gözlerine hasret kalmışım. Burda olduğunu söylesene baştan. Kimseye, kimselere gerek yok değil mi? Seni değil senimi kimseyle paylaşamam. Elveda Sen...
25 Mart 2012 Pazar
Beyaz ve Temiz
Hayatın arkasından gelen küçücük notalarla başlamıştı kar bir gece yarısı. Zorla yanan bir sokak lambası altında bir teneke içinde yaktığı çöplerle ısınmaya çalışan bereli bir adam ve üşümemek için bir ateşe bir yüzüne uzattığı ellerine şahitti o gece.Rüzgar uğulduyordu.Denizin donuk rengi,iskeledeki iki lamba,kıyıya cansız bir canla çarpan dalgalar izliyordu onu.Uzakça denize bakarken dalgalar yansıyordu gözlerinden.Ellerini dizlerinin arasına alırken ne kadar yorgun olduğunu hissetti.Kızaran yüzü gülümseyemedi bile.Soğuk uykuya çekiyordu onu.
Uykusu geliyordu .Ama yaşamak için yapamazdı bunu .Yaşama göz açma muallağı vardı aklında.Dayanamadı.Duvara yaslandı ve soğuğa bilinçsizce teslim oldu.Birkaç kağıt parçası,bir kalem ve boş bir kağıt çıktı kirlenmiş paltosunun cebinden.Paltosuna düşen kar eriyordu.Yanan ateşte arasına yansıyan yüzü son tebessümünü vermeyi başarmıştı dünyaya.Erimeye devam ediyordu paltosuna dokunan kar taneleri taki paltosunun karasını bembeyaz örtüyle yeni bir kış sabahıyla tanıştırana kadar…
22 Mart 2012 Perşembe
Hatırlıyor musun?
Hatırlıyor musun? Nefeslerimin en kıymetli zamanını? İkindi ile gün batımı arasına sıkışan notaların gözlerimdeki halsiz ama umutlu dansını... devamı yarın..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

